Loading...

Rosacea ile yaşıyorum! Akne sonrası toparlanma…

Rosacea yani Rosa- Gül hastalığı ile tanışmam 2011 yılında oldu. İlk yazımdan bugune  Rosa için de kritik olan hormonel birçok  süreçten geçtim.Hamilelik,Lohusalık ve Taze Annelik:)

(İlk donemler ile ilgili yazı için Tık Tık!)

Öncelikle ben artık “hastalık” demek istemiyorum çünkü hem benim zihnimde hem de okurken sizin zihninizde bu şekilde kalmasın.

Maille ya da instagram Facebook mesajları ile konuştuğumuz,bilgi paylaşımı yaptığımız Rosa teşhisi konan çoğu kişinin korkularını endişelerini yakından takip edince öncelikle bu algıyı silmek istiyorum.

Özellikle Rosacea yazınca çıkan görseller herkesin kabusu.

Acaba bende mi böyle olacağım?







İnsan ister istemez bunu düşünüyor çünkü Rosa nerden gelir? neden olur? ya da nereye gider? kesinleşen teşhisler tedaviler yok ve bu da insanı umutsuzluğa sürüklüyor. Adeta doktorların deneme yanılma yöntemlerine maruz kalıyoruz.

Birçok çaresiz ve hayati riski olan rahatsızlıklar varken bu hisleri biraz şımarıkça bulabilirsiniz ama “İnsanın ağrısı nerdeyse canı da ordadır.”diye bir laf var gerçekten de doğru çoğunlukla şükür etsemde ,zaman zaman off çektiğim de oldu.

Bu nedenledir ki  ne atak doneminde ne de akneli dönemlerde takip için çektiğim fotoğraflardan hıc paylaşmadım.Çünkü sizde de böyle olacak diye bir şey yok ,Rosa’nın seyri herkeste farklı!Bunu unutmamak ve görsellere hiç bakmamak bunun yerine bol yoga ve meditasyonla kendimi rahatlatmak ilk ve bana en iyi gelen şey oldu.

Bir önceki yazımda da yazmıştım;

Bu hastalık stres ve beslenmeyle doğrudan ilişkili.Fazla kafein ,baharatlı besinler,alkol tüketmek yoğun stres altında kalmak atakları kesinlikle tetikliyor.Hatta stres atakları tetiklerken ataklar da gergınlık yaratıyor böyle de bir kısır döngü gözlemledim.

Bu gözlemimin hala arkasındayım ama bir değişiklik yapmak istiyorum öncelikle STRES ve KAFAYA TAKMAK atakları,akneleri ve yanmaları arttırıyor.Ben ne zaman kabullendim ve oluruna bıraktım ne zaman sürekli araştırmaktan vazgeçip kendimi dinlemeye başladım o zaman rahatladım! Hem fiziksel olarak hem de mental olarak.Çünkü 3 sıvılceyı kafaya taka taka 5-8 yapıyordum ya da kızardıkça stres ,stres yaptıkça daha çok kızarıyor kabarıyordum.Zaten tetikleyen bir sürü şey varken bir de kendi kendime eziyet etmem tam bir kısır döngü.

Kendime bunu yapmayı bıraktım.

Rosa için de kritik olan hormonel süreçlerden geçtim demiştim birazda onlardan bahsetmek istiyorum.

Hamilelik-Lohusalık-Taze Annellik





Hamilelik ve Rosa ile ilgili daha dogrusu menepoz ,gebelik,tüp bebek tedavisi ,dogum kontrol hapları vb. hormonel durumlar ile ilgili genelde çizilen tablo hep olumsuz.Atakların ve sivilcelerin artabileceği söyleniyor.Bende durum o şekilde olmadı.Sakin ve rahat bir hamilelik geçirdim öyle ki haberleri bile izlemedim,düzenli yoga ve meditasyon yaptım bu rahatlıgımın cok etkıledıgını dusunuyorum.

Doğumdan sonra ilk ataklar emzirirken başladı.Uykusuzluk hormonel degişim ve bilinmeyen bir duruma adapte olmaya çalışmak dengemi altüst etti diyebilirim.Çok fazla sıcak basıyordu ve gögsümde boynumda yanaklarımda kabarık kırmızı ataklar,içten gelen bir yanma hissi vardı.

Gogus bölgemde  de ufak ufak sıvılce dıyemeyecegım daha cok isiliğe benzeyen döküntüler cıkmaya başlamıştı.Bunların hangileri Rosa’dan hangileri Sezaryen ameliyatı / Dogum ve narkozun sonuçları kestiremiyorum ama birbirlerini tetikledikleri çok acık.

Artık özel ürünler kullanmayı bıraktım kremlerim ve makyaj malzemelerim daha ortalama ürünler emziriken zaten deodorant dahil hicbirsey kullanmıyorum ama başucumdan Gülsuyunu asla eksik etmedim sürekli kompres yapar gibi uyguladım ve gercekten hep soyledıgım gıbı benım mucızem Gülsuyudur.Ya da Plasebo* etkisi bilemiyorum=)

Cansın neredeyse 6 aylık emzirmeye devam ediyorum ve 3. aydan sonra emzirmeyle ilişkilendirebileceğim  atagım olmadı.

Şu anda Rosa’nın bendeki seyri şu şekilde; 





En son yaklaşık 10 gün önce bir atak yaşadım ,kızarıklık ve kabartılar ince ince kaşıntı şeklinde boyun ve gogus bolgemde sol yanak tepesınde 1 gece kadar surdu ,yıne gulsuyu kompresı,nefes egzersizleri ile kızarıklık da 3-4 gune hafifledi.

Sivilcem cenemde tek tük çıkıyor yanaklarımda hic yok dıyebılırım .

Cok sıcak ve soguga karsı hala hassasım ,ama ilk zamanlardakı gbı degıl en azından dumanı ustunde bır corba ıcebılıyor ya da cayımın sogumasını beklemek zorunda kalmıyorum.

Emzirdiğim icin baharat tuketmıyorum cok faydasını gordugumu soyleyebılırım.Ancak bırcok kişiyle konusmamıza ragmen laktoz dıyetıne ya da herhangı bır dıyete başlayamadım.

Bir çok doktor ozellıkle aknelı donemde hemen ılac yazıyor.Hala Antibiyotik ya da ilaç kullanmaya sıcak bakmıyorum ama sivilcem cıktıgında uzerne bir damla kulak pamugu ile Cay agacı yagı ya da  Cleosin-T solusyon suruyorum .Cleosini çok nadir kullanıyorum cunku ıcınde klindamisin antibiyotik var.

Bir kaç haftadır  Ayurvedik Beslenme ile ilgili araştırmalar yapıp hayatıma adapte etmek için nasıl bir yol izleyebilirim onu arastırıyorum.Faydasını görecegımı dusunuyorum.

Yoga ve Ayurverdik Beslenme yaklaşımının Rosa uzerındekı etkılerını  ayrı bır baslıkta yazacagım ama bana en cok sorulan soruyu kısaca cevaplayayım;





Yoga Atakları / Kızarıklıkları arttırıyor mu?

Yogadaki burgu hareketlerının ve baş aşagı durusların boyle bır algı yarattıgını ve bu soruyu akıllara getirdigini dusunuyorum.





Yoga yaparken diğer sporlarda da  oldugu gibi kızarıklıklar oluyor ancak anlık kızarıklıklar asla ataga donusmuyor kabarmıyor ya da kaşınmıyor, aksıne her ders sonrasında düzgün nefes ve duruşların etkisiyle daha da rahatlıyorum.

Bunun dışında kullandıgım makyaj malzemeleri ,kremler ve bakım rutinimi de yazmayı planlıyorum ,dediğim gıbı artık cok özel urunler peşinde değilim ama bana iyi geldiğini düşündüklerimi de kolay kolay bırakmıyorum.

Yorumlara maille geri dönüş yapmaya çalışıyorum fakat farkettim ki burada yanıtlarsam hepimiz için bilgi paylaşımı açısından daha faydalı olacak.Deneyim ve yorumlarınızı bekliyorum.

Sevgiler

Çağla

*PLACEBO ETKİSİ;Plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur. Sahip olduğu tedavi gücünü tamamen hastanın verilen ilacın “işe yarayacak” ilaç olduğunu düşünmesinden alır. Plasebo tıbbın bilimsel olarak açıklayamadığı bir yöne “insanların istemeleri halinde kendi kendilerini iyileştirme gücü”ne yöneliktir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Plasebo_etkisi

You might also like

No Comments

Leave a Reply